MAYIS 2014 / OLiMPiYAT SPORCULARI YETiŞTiRMEK

Athletic House olarak, Olimpiyat Oyunları’na ev sahibi olma yolunda 25 milyon genç nüfusu ile en genç ülke ünvanını taşıyan Türkiye’nin toplum olarak spor ve egzersiz algısının hızla artmasını bir olimpiyat ülkesi olma yolunda ilk adım olarak görüyoruz.

Olimpiyat sporcusu yetiştirmek öncelikle toplum algısıyla başlar. Bireyler spora ve egzersize ihtiyaç duyduklarını düşünüp, buna zaman ayırırsa, yeni yetişen nesiller hareket etme ihtiyacı ile büyürse ancak bu şekilde olimpik spor dallarında Türkiye’yi temsil edecek ve spor kültürüyle yetişmiş elit sporcular ortaya çıkacaktır.

Özetle; Olimpik bir ülke olmanın temeli 7’den 77’ye herkesin spora yaklaşımını değiştirmekten geçer.

İlk adım olarak aşağıdaki gereksinimlere cevap vermeliyiz;

* Spor ve egzersiz ihtiyacı yaratmak ve insanları eğitmek,

* Spor ve egzersiz yapılacak ortam sağlamak,

* Spor ve egzersiz uygulatacak eğitimciler (antrenör, kondisyoner, fitness eğitmeni) yetiştirmek ve sonunda elit sporcu yetiştirmek.

Sporcuyu teknik olarak yetiştirecek kişi; antrenör, fiziksel olarak yetiştirecek; kondisyoner (kuvvet kondisyon koçu), sporcu olmayan, sağlık için egzersiz yapan bireyleri eğitip yönlendirecek rehber ise; fitness eğitmenidir.

Bir kuvvet kondisyon koçu, olimpik sporcunun fiziksel performansını müsabaka düzeyine getirebilmek için;

* Ölçme

* Değerlendirme

* Hedef Belirleme

* Uygulama

… süreçlerine etkin bir şekilde hakim olmalıdır ve bu hakimiyeti edinebilmek için aşağıdaki kariyer planı takip edilmelidir.

Unutulmamalıdır ki ; Dünya’nın en iyi tesislerine sahip olunsa bile başarıya ulaşmanın yolu tesise yatırım değil, insana yatırım olmalıdır.

Athletic House olarak tüm bu eğitimleri geliştirdik ve 2010 yılından beri hali hazırda etkin olarak uygulamaktayız.

Geliştirdiğimiz bu eğitim modelini Türkiye’de Olimpiyat Komitesi önderliğinde devam ettirmek istiyoruz.

Dr. Türker BIYIKLI

“Hekİmler artık İlaç değİl, egzersİz verİyor”

İlaç harcamalarını azaltan, hastalıkların çok daha hızlı iyileşmesini sağlayan, kronik hastalıkları kontrol altında tutan, fiziksel aktiviteyi düzenleyerek kişilerin yaşam kalitesini artıran medikal egzersiz, maalesef ülkemizde henüz bilinmeyen ve tamamen ihmal edilen bir alan.

İstanbul Gelişim Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Antrenman Bilimleri Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Türker Bıyıklı, sporla egzersizin, egzersizle medikal egzersinizin farklı şeyler olduğunun anlaşılması gerektiğini söylüyor ve ekliyor: “Gelişmiş ülkelerde doktorlar artık ilaç yerine egzersiz veriyor.”

Medikal egzersiz nedir?

Medikal egzersiz, Türkiye’de çok konuşulmayan bir kavram. İlk çıkışı 20-25 yıl önceye dayanıyor. ABD menşeli bir kavram. Hatta ABD’de hastanelerin kendi bünyelerinde medikal fitness center’ları var.

Fitness, fiziksel olarak uygunluk demek. “Sycological fitness” da psikolojik uygunluk anlamında kullanılır. Kişilerin içinde bulundukları fiziksel ve ruhsal durumlara uygunlukları anlamına geliyor. Fitness bir spor branşı değildir, body building bir spor branşıdır. Bir şeye spor diyebilmek için, organizasyonu, kuralları, beklentisi olması gerekiyor. Spor eşittir sağlık değildir, spor rekabettir. Yaptığımız plansız hareketler, yürümek, otobüse koşmak, merdiven çıkmak fiziksek aktivitedir. Egzersiz ise fiziksel aktivitenin değerini artırmak için yapılan planlı hareketlerdir. Herkesin fiziksel uygunluk seviyesi farklıdır. Bir olimpik sporcundan beklenen fiziksel uygunluk seviyesi başkadır, bir ev hanımından beklenen fiziksel uygunluk seviyesi başka.

Medikal egzersiz uzmanı ne yapar?

Fiziksel uygunluk rehberleri”nin görevi, kişinin hangi fiziksel şartlarda yaşadığını, hangi fiziksel şartlarda, “wellness” yani esenlik seviyesini yukarıya çekeceğini keşfetmek ve ona yönlendirmektir. Bizim işimiz kas değil, biz hareket bilimcileriz, biz insanlara doğru hareket etmeyi öğretiriz. İster sağlıklı, ister hasta, ister engelli olalım nefes aldığımız sürece hareket etmek, hareket kalitemizi artırmak ve egzersiz yapmak zorundayız. Bir kişiye bir hastalık teşhisi konduğunda, astım bronşit ise, aritmi ise, tansiyon hastası ise, kolesterolü varsa, şeker hastası ise o kişi nasıl hareket etmeli? Medikal fitness uzmanı, bu kişilere hareket özgürlüğü veren, onlara nasıl hareket edeceklerinin rehberliğini yapandır. Bu nedenle medikal fitness uzmanının hastalıkların patolojisine hakim olması gerekir. Karşılarına bir hasta geldiğinde hekimlerle konuşabilir, hekimin çizdiği çerçeve içinde egzersiz programı dizayn edip uygulatabilir.

Hekimler bu çerçeveyi çizebiliyorlar mı Türkiye’de?

Maalesef hekimlerimiz bu mesleği tanımıyor. Tanımadıkları için de ilk önce çekiniyorlar. Bu işi doğal olarak kendileri üstlenmiş, “Yemeği ben yaptım, bulaşığı da ben yıkarım” diye düşünüyorlar. Oysa dünyada böyle bir meslek var, eğitimi, sektörü var. Doktorlar şu an bizimle karşılıklı konsültasyon yapacak seviyede değiller. Karşılıklı beklentilerimizi anlatıp anlayabilmemiz için Sağlık Bakanlığı’na çok iş düşüyor. Bakanlık, bu tamamlayıcı branşların, kişilere yardım edeceğini, yapılan tedavinin daha faydalı bir şekilde sonuçlanacağını herkesten önce doktorlara anlatmalı. “Birlikte çalışacaksınız, karşılıklı sınırlarınız da şunlar” demeli. Dünyada artık her iş uzmanlıkla ilerliyor. Bu bir takım işi. Hastalığın teşhisi, tedavisi ve sonrası, hatta öncesinde yapılacak iş bir ekip işidir. Bu ekibi yöneten ve kontrol eden elbette hekim olmalı ama tamamlayıcı unsur olarak medikal fitness da önemli bir yer tutuyor.

Medikal fitness uzmanı nasıl yetişir?

Ben ACSM’den “Clinical Exercise Specialist” ünvanını aldım. Fonksiyonel anatomi, egzersiz fizyolojisi, antreman bilgisi konularına hakim olup hastalık patolojilerini bilmeniz lazım. Tansiyon hastasına, astım hastasına farklı bir kardiyovasküler egzersiz vereceğimi bilmeliyim.

Bu hastalıkların egzersizleri çok mu farklı oluyor?

Elbette. Örneğin, şeker hastasına vereceğimiz egzersizin mutlaka uzun soğuma süreci olmalı. Nabzının yavaş ve uzun sürede düşmesi çok önemlidir. Tansiyon hastasının nabzının çok çıkıp çok düşmemesi gerekir, belli bir seviyede korunması, yani dairesel antreman yapması lazım. Astım bronşit hastasının belli bir seviyeye çıkıp onu koruması gerekiyor. Normal bir fitness eğitmeni kronik hastalığı olan kişiyle çalışamaz, çalışmamalı da. Medikal fitness üçe ayrılır: Kronik klinik hastalıklar, obezite ve hamilelik. Üçünün de uzmanlığı farklıdır. Hiçbir eğitim almamış, üç gün pilates yapıp öğrenen biri, hamilelere spor yaptıramaz.

Fizik tedavi ile egzersiz ilişkisi nedir?

Fizik tedavi sonrası insanların normal hayatına devam edebilmesini sağlıyoruz. Egzersiz iyileştirmez, hayat kalitenizi artırır, hastalığın ilerlemesine engel olur. Tedaviye yüzde yüz katkısı olduğu gibi iyileşmeyi hızlandırıyoruz. Bu konuda araştırmalar var. Belli bir sürede, belli bir düzeyde egzersiz yaptırılan bireylerin tedavi sürelerinin kısaldığı çok açık seçik ortada.

MS, ALS gibi hareketi çok kısıtlayan nörolojik hastalıklarda medikal fitness fayda sağlayabiliyor mu?

Yüzde yüz faydalanıyorlar.

Uygun egzersiz nasıl seçilir?

Solunum ve dolaşım sisteminizin, esnekliğinizin, omurganızın test edilmesi, bir karne hazırlanarak neye ihtiyacınız olduğunuzun tespit edilmesi gerekiyor.

Bugün en fazla tavsiye edilen egzersiz yürüyüş. Yürümek herkes için iyidir diyebilir miyiz?

Yürümek her zaman masum değildir. Eklemlerinizi yoğun baskı altına alabilir. Koşmak da böyledir. Çok kilolu bireyler uzun yürüyüşlerde omurga, diz, kalçada ortopedik hastalıklara yakalanabilir. İyilikten çok kötülük etmektir bu hastaya. Obezlerin mutlaka medikal fitness uzmanı ile çalışması gerekiyor. Biz onlara oturduğu yerde bile dolaşımın cevap vereceği egzersizler yaptırırız. Bunu fizyoterapist de yapamaz. Onlar hasta bölgeye egzersiz yaptırır. Biz hasta bölgeyi koruyup bireyin hareket etmesini sağlarız.

Her hastalıkta farklı bir egzersiz programı gerektiğini söylediniz, her hasta için de bunu söyleyebilir miyiz?

Kesinlikle böyledir. İki tansiyon hastasına da aynı egzersizi yaptıramazsınız. İkisinin hareket kalitesi farklı olacaktır. İki kişinin boyu, kilosu, yaşı, cinsiyeti, metabolizması farklıdır. Metabolizmamız parmak izi gibi değişkendir. Ona göre yapacağımız egzersizler de farklı olacaktır. Özellikle hastalık sahibi bireylerin buna çok dikkat etmesi gerekiyor.

Kronik hastalıklar arttıkça sağlık harcamaları da artıyor. Egzersizin bu konudaki katkısı hakkında ne söyleyebiliriz?

Doktorlar artık ilaç yerine egzersiz veriyorlar, hastaların doğru hareket etmesini tavsiye ediyorlar. ABD’de sağlık giderleri inanılmaz bir boyuta ulaşınca Dünya Sağlık Örgütü ile birlikte bir kampanya başlattılar. Michele Obama, her yerde hareketi vurguluyor. “Hareket et sağlıklı kal”, “Hareket et mutlu ol” sloganlarıyla büyük bir pompalama var. Buna büyük bir pazarlama bütçesi ayırdılar. Bütün gelişmiş ülkeler halklarını hareket etmeye yönlendiriyor. İnsanlar ne kadar hareket ederse, sağlık harcamaları o kadar düşecek. SGK Türkiye’de bitmiş durumda.

Bizim işe nasıl başlamamız gerekiyor?

Bu konunun devlet düzeyinde desteklenmesi, müfredatının onaylanması ve bu uzmanların yetişmesi şart. Hatta hastanelerde böyle bir kadro açılması lazım. Nasıl fizyoterapist varsa medikal fitness uzmanının da bulunması gerekiyor. Bu büyük bir hizmet olmasının yanı sıra büyük bir istihdam demek. Beden eğitimi mezunları şu an işsiz, ama halkımız sağlıksız geziyor.

Şu anda hasta ve hekimler bu hizmetten nasıl faydalanabilir?

Bizim kurum olarak değil ama bireysel olarak çalıştığımız doktorlarımız var. Onlar hastalık sahibi bireyleri bize yönlendiriyor. İsterlerse evlerine de gidiyoruz. Doktorlarla sürekli geribildirim halinde çalışıyoruz.

İnsanları egzersize nasıl teşvik edebiliriz?

Bizi egzersize motive eden çeşitli etkenler vardır. Bunlardan en etkili olanı, “vücut imgesi-body image”tir. Aynada kendimizi nasıl gördüğümüzle ilgilidir ve tamamen psikolojiktir. Bazıları iyi durumda olduğu halde kendini kötü görür. Bulimia ve anoreksiya hastaları böyledir. İkincisi, doktorun hastalık teşhis edip hastaya hareket etmesini söylemesidir. Üçüncüsü, sosyal algı, yani arkadaşlarla birlikte olma, sosyalleşme amaçları taşır. Sonuncusu da bilinçli kesimdir. Biz insanları buraya yönlendirmeye çalışıyoruz. Kişiler hangi motivasyonla buraya gelirlerse gelsinler, onlara o bu bilinci kazandırmalıyız.

Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Hareket etmeyen bir toplum hasta, mutsuz olmaya, üretken olmamaya mahkumdur. Hareket ettiğinizde, daha mutlu, daha planlı ve disiplinli oluyorsunuz. Hareket etmek kilo vermek değildir.